12. Hukuk Dairesi         2018/6150 E.  ,  2019/5015 K.

 

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

 

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Borçlu, icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayet nedenleri ile birlikte, takip dayanağı ilamda hükmedilen vekalet ücretinin 12.602,80 TL olmasına rağmen icra emrinde 12.682,80 TL istendiğini, ayrıca ilam vekalet ücreti ile yargılama giderleri için takipten sonrası için yasal faiz talep edilebileceğini, ancak icra emrinde bunlar için de ticari avans faizi istendiğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece; ilam vekalet ücretinin icra emrinde 80,00 TL fazla yazılmasının maddi hataya müstenit olduğu belirtildikten sonra, takip konusu ilamda, faizin türünün yazılmadığını, bu durumda, takip tarihi itibariyle değişen oranlarda avans faizi istendiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, istemin kısmen kabulü ile takip tarihi itibariyle değişen oranlarda avans faizi istenebileceği kabul edilerek, takip tarihinde istenebilecek asıl alacağın 205.312,74 TL, 28.11.2014 ile 29.01.2015 tarihleri arasında ana para faizinin 2.423,17 TL, yargılama giderleri ve vekalet ücreti faizinin 305,56 TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm borçlu tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. - 1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere; "İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. O nedenle sınırlı yetkili icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez."

Bu durumda mahkemece, takip dayanağı ilamda vekalet ücretinin 12.602,80 TL olduğu, icra emrinde ise 12.682,80 TL talep edildiği nazara alınarak 80,00 TL vekalet ücreti yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkemenin, fazla istenen kısmın maddi hataya müstenit olduğuna ilişkin gerekçesi yerinde değildir.

Öte yandan; ilamda, faiz ve faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebilir. Ancak, hükmün infazı için kesinleşmesi gereken hallerde, faizin, kararın kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanması gerekir (İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 24.11.1995 tarih, 1994/2 E. - 1995/2 K. sayılı ve HGK'.nun 05.04.2000 tarih, 2000/12–739 E. - 2000/746 K. sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere).

Somut olayda, icra emrinde, takip dayanağı ilamda hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı, asıl alacak ve ilam vekalet ücreti ile yargılama giderleri toplamı üzerinden takipten sonrası için, işleyecek faiz oranının % 11,75'ten az olmamak üzere avans faizi olarak istendiği, borçlunun 15.12.2014 tarihli şikayet dilekçesinde, asıl alacak ve buna işletilen faiz miktarı ve işletilecek olan faiz oranına yönelik bir itirazının bulunmadığı, şikayetinin, ilamda hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine takipten sonrası için istenen faiz oranına yönelik olduğu, ancak mahkemece borçlunun talebi bulunmamasına rağmen, takipten sonrası için asıl alacağa işleyecek faiz oranı belirlendiği gibi, yargılama giderleri ile vekalet ücretine işleyecek faiz miktarının tespitine ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle bu yönde karar verildiği görülmüştür.

Hal böyle olunca, mahkemece, takip dayanağı ilamda vekalet ücreti ile yargılama giderleri için faiz oranı konusunda bir hüküm bulunmadığından, takipten sonrası için yasal faiz talep edilebileceği nazara alınarak, borçlunun bu yöndeki şikayetinin kabulü ile icra emrinin, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderleri kalemlerine ilişkin olarak işleyecek faiz oranı kısmının düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile takipten sonrası için bu alacak kalemlerine de avans faizi istenebileceği yönünde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, borçlunun asıl alacak ve faizi yönünden bir itirazı bulunmamasına rağmen HMK'nun 26. maddesine aykırı olacak şekilde bu hususta da hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.


20 Temmuz 2020 Pazartesi
© 2020 AS-Hukuk Tüm Hakları Saklıdır.